... ... saatleri ateşe verdim ve dahi takvimleri/ kurusun diye zamanlarımın ıslak gözleri. BEKARLIK SULTANLIK - MIŞ !!! - boynuna o yeşil fuları sarma çocuk , gece trenlerine binme kaybolursun... sokaklarda mızıka çalma çocuk vurulursun... - Blogcu



boynuna o yeşil fuları sarma çocuk , gece trenlerine binme kaybolursun... sokaklarda mızıka çalma çocuk vurulursun...

19/7/2007 - BEKARLIK SULTANLIK - MIŞ !!!

Kategori: denemeler

MUSAKKA

Bekarlık sultanlıkmış!!! Kim demişse yalan demiş...

Ohh ne ala....

            Yaz bekarlığı. Hanım çocukları da aldı gezmeğe gitti  Bursa’ya.... Hoş bende gideceğim Bursa’ya ama zamanı değil şimdi.

            İlk gün çok güzel, daha doğrusu gece güzel. Oturduk değirmende arkadaşlarla, açtık rakıları, verdik sohbetin demine. Ne iktidar kaldı, ne muhalefet zor bela anlaştıkta CHP yi iktidar yaptık. Kör, topal gider birkaç yıl. Tabi BAYKAL alışık değil iktidara, hazmedebilirmi bilinmez.

            Gece eve tok karınla geldim, ne bir şey yiyesim var, ne içesim. Açtım balkonları, çektim tülleri, uzanıp kanepeye......

            İkinci gün Pazar. Arkadaşları gördük, sohbet, muhabbet akşamı ettik. Akşam.... Evli evine gider, bekar nerde akşamlar? Bir hüzün ki sormayın gitsin. Sonra dedim ki kendi kendime “ Be adam daha 24 saat olmadı ayrılalı ne bu hüzne gark olmalar? Git evine, bak keyfine.”

            Keyif, evet keyif hem de gerçekten !!! Dolap tam takır. Ya ben ne yiyecem? Be insafsız peynire varana kadar almış götürmüş. Yahu bari zeytinleri bıraksaydın, hem Bursa zeytin yeri ne yapacaklar zeytini orada? Neyse et atarım ızgaraya iki parça / diye düşünüyorum / bom boş !!! Onları da götürmüşler !!!  Adamda Allah korkusu olmayınca olmuyor işte. Bu saatte gidip marketten bir şeyler almakta olmaz, daha doğrusu üşeniyorum. Sigarama bakıyorum epey var, keşke azalmış olsaydı bahane eder giderdim markete.... Aç karına sabahı beklemek hiçte güzel bir şey değilmiş söyleyeyim size...

            Ve sonraki günler.... Evde tüm yemekler zeytinyağlı pişer bizde, hal böyle olunca dışarıda yemek yiyemiyorum. En güzeli tavuk almak, hafif en azından. Bir kez, iki kez yenir tavuk ama üçüncü kez sofrada bir birinize bakar durursunuz. Birde kebap türü yemeklerle beslenmek rahatsız ediyor insanı, arada bir çorba falan şart, yağlı, sulu yemekler.... Mesela musakka, nasıl yapılırdı bu meret? Hanıma telefon edecem ama kurum kurum kurumlanacak. Beş günde ne hale geldi diyecek.... Musakka düşmüş aklıma bir yandan.

            Sabah bayanlardan biri “ Bekarlık nasıl gidiyor?” demez mi? Yakalandın kendi dilinle ablam....”Musakka yaptım” dedim. Saf kadın birde nasıl yaptın diye sormaz mı? Ahanda sonun geldi senin...

Başladım anlatmaya:

            “Bahçeden fasulye falan toplamıştım, domates, biber.” Lafımı böldü “Fasulyemi?” “evet” dedim “fasulye” ”Eeee devam et”  Dedi garibim. Keklik tuzağa gelir gibi geliyordu da haberi yoktu. “Fasulyeleri inceden kıydım. Domatesleri küp şeklinde doğradım, biberleri halka halka...” Yine müdahale etti “Musakka yapıyorsun değimli?” “hı hı” dedim. Hiç öyle bakmamıştı, aval avaldı... “Sonra dövülmüş etleri dizdim tencereye. Biraz suyunu çektikten sonra fasulyeleri, biberleri, domatesleri kattım sırayla. Tuzunu ekledim, birazda su katıp pişmeye koydum” Yine girdi araya “Dövülmüş etler?” “Ablam müdahale etmezsen anlatacağım” Gibi sert bir çıkış yaptım. “ Gerçi yağı unutmuştum, onu sonradan ekledim.” “ Bi dakka, bi dakka... Şimdi bu musakkamı oldu?” “Heeee musakka, başka ne olabilir ki? Ama nefis olmuştu” dedim.

            Elini çantasına götürdü, sigara arıyordu. Sigara ikram ettim. Bir nefes çekti, durdu bana baktı “Musakka” dedi “ Evet” dedim. Başını salladı, gülümsedi. Derin bir nefes çekti bu kez, üç dört nefese bedel. Sigaranın dumanı ayak parmak uçlarına kadar inmiş olmalı diye düşündüm.

Yan odaya telefon açıp bayanları çağırdı. Bire bir benim musakka tarifimi anlattı onlara. Yok efendim olmazmış, o musakka değilmiş, o yemeğin adı bile yokmuş, kendi icadımmış, eşimin kıymetini anlamalıymışım gibi bir sürü laf.

Hanımlar hanımlar kendinize gelin!!! Yaptığım düpe düz musakka, ben böyle bilirim o kadar !!! Böyle yaparım. Aksini iddia eden yapar getirir bakarız.

“Tamam olum”  Dedi elini masaya vurarak “Yarın sana getireceğim musakka, gör bakalım nasıl olurmuş” / Ahanda düştü../

“Neyse” Diye devam ettim “ Birde pilav yapmıştım yanında ama beceremedim, lapa olmuştu” Sağ olsun pilavı da biri üstlendi. / Cacık ve ekmek içinde bir şeyler yapabilirdim aslında ama anlatmaya fırsat vermediler, bana bakarak aralarında konuşup gülüyorlardı./

O geceyi de kuru yemekle geçiştirdim. Yarın sulu yemek yiyecektim, o hayalle uyudum.

Yarın sabah yemekler odamda duruyordu ve bayanlar. Bir hava bir hava ki sormayın gitsin. Sanki bana Babil’in bahçelerinden üzüm getirmişler!! Teşekkür ettim ama benim yaptığım musakkaya hiç benzemediğini söyledim biraz kabalık ederek. Araziye giderken evde dolaba koyup geçtim araziye.

Arazi dönüşü yemekleri çıkarıp ısıttım, kendime zahmet verip cacıkta yaptım, kurdum sofrayı. Çok nefis yapmıştılar gerçekten. Hem de üç gün yerdim ben bu yemeği.

Erkenden odama geldiler, geceden uyumadıkları belli. “Gördün mü musakka nasıl yapılır?” diğeri “Pilavı da öğren bari” Diyerek böbürlendiler. Beğenip beğenmediğimi sordular. / Elbette beğenmiştim / Ama bende tafra bol. “Elinize sağlık, güzel olmuştu... Ama...” Ama sı da neymiş? Gibi bir ses çıktı çok sesli kadınlar korosundan... Tırstım. “Ama sı şu ; Patlıcanları incecik  doğrayacaktınız, yağını biraz daha süzebilirdiniz ve normal kıyma yerine satır kıyması daha bir güzel olur musakkada. Ayrıca ; biraz da domates sosunun kıvamı tutmamıştı. Pilava gelince ; Önce pirinci haşlayıp sonra kızdırılmış yağa dökerek demlenmeye bırakacaktınız. Yinede sizlere 8 er puan verdim, mert tarafıma denk geldiniz.”

Durdular. Bir birlerine baktılar. Ağızları açık... Yine hep bir ağızdan “Sen biliyormuşsunnnnn !!!” sesi yükseldi. “ Yes” dedim.”Biliyorum elbette ama üşeniyorum yapmaya, birde yemek kaplarınızı yıkamadan getireceğim haberiniz ola.”

Hep birlikte güldük, göreve çıkmadığım bir gün hepsine bir öğlen balık yemeğe götürme sözü verdim ve ekledim;”Sağ olun, teşekkürler. Yemekler gerçekten nefisti. Kaç gündür tavuk yiye yiye tavuğa dönmüştüm, arazide karşıma  tilki çıkacak diye ödüm kopuyordu.”

Güldüler, çok yaşamamı dilediler, bir renkmişim orada... Sağ olsunlar.

Araba hazırmış, göreve çıkıyorum. Patatesleri mantıya haşlandıktan sonramı, yoksa öncemi atacakmışım?

Yemediler...

Mantı sevmediğimi biliyorlar...

***

Arkadaşlarımla asla bir birimizi kırmayız, yardımlaşmamız had safhada. Bir birimize olan güvenimizle hiçbir kuşku duymadan bir birimizin her yaptığı şeyin altına çekinmeden imzamızı atarız. Dostluktur diğer adı... Öyle ya; ailelerimizden daha çok arkadaşlarımızla birlikteyiz...

Kardeşçesine...

                                                                                              asi ve mavi 36

 

 

 

             

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2007-07-26 16:36:38 - öykümce

Yazan: oykum57

Seçimlerde bitti kardeş, sen hala sayfa tembelliğindesin !!!!
Olmuyor böyle...
:))

Bağlantı

2007-07-26 02:49:36 - maharet işte

Yazan: enci2
karnım zil çalıyo bi porsiyon patlıcan musakka rica ediim:))ama cacıksız asla olmaz..ellerine sağlık..selam ve sevgiler..
Bağlantı

2007-07-24 14:45:06 - öykümce

Yazan: oykum57

Yemek icatlarınla başın belada herhalde, sesin soluğun çıkmıyor...

Bağlantı

2007-07-22 23:38:55 - nilce

Yazan: nilce
gülümsedim gidiyorum...:))
Bağlantı

2007-07-22 12:54:34 - neredeyim

Yazan: laleninbahcesi
acaba dedim, musakka resmini görünce. Senin sayfanda yemek resmi görmek aklıma gelen son şeydir sanırım. Bu gün dananın kuyruğu kopacak. Aydınlığa dört oy var bizim evde. Sevgiyle kal
Bağlantı

2007-07-21 23:42:02 - merhaba

Yazan: nergisnil
elinize sağlık :))
Bağlantı

2007-07-21 21:45:01 - tatil

Yazan: ozgan
Tabii alıştıktan sonra eşli yaşama, zordur ayrı kalmak.
Anladığım kadarı ile ,mutfağın altı üstüne gelmiş; neyse aldırmayın.

Bağlantı

2007-07-21 11:34:07 - merhaba ...

Yazan: sedencik
sayenizde musakka tarifinide öğrenmiş olduk :))
bence kıymetini bilin arkadaşlarınızın ,akşamdan yemek hazırlayıpda işe getiren insan zor bulunur valla...
pilav yapımıda ilginç geldi...
bir dahaki sefere kavurarak deneseniz birde...o'da fena olmaz :)
sağlıcakla...
Bağlantı

2007-07-21 00:20:05 - öykümce

Yazan: oykum57

Ah, ah, harika bir yazı, hep demez miyim "en muhteşem yazıların, ince ve zeki mizah kokulu olanlar" diye, bir kez daha haklılığımı onayladın...
En sevdiğim yazılarının ennnn başına geldi oturdu bu kardeşim....Hele şu berbat tadından yenmez günlerin içine güneş gibi doğdu.
Tebriklerin en kocamanı benden, ablandan....


Not: Mesai arkadaşlarına de ki: "benim yaptığım fasulye musakkası, siz bilmezsiniz..."
:)))




Bağlantı

2007-07-19 16:05:34 - selam

Yazan: mutfaksolisti
oh olsun mu diyeyim, güle güle kavuş mu?
bizim bıyıklı da kuşbaşı eti robottan geçirip köfte yapmış bir kere. evde ne kadar baharat varsa boca etmiş. tadı güzel olmuş da etler bütün bütün kaldığı için sertlikten yiyememiş garibim.
eee... sultanlığa devam mı?
"akşama kadar n'aptın yav?" lar duyulmaz umarım evlerden...
sağlıcakla
Bağlantı

2007-07-19 14:42:43 - MERHABA

Yazan: eylemce
merduranlı'yi hatırladım.Bir keresinde arkadaşlarına 'semerci olmaya karar''verdim demiş.Sağlıkla kal.Üff bıkmışsındır iltifattan ama ''güzeldi'' işte
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Sadece sen... Zati en !!!

Kategoriler

...
...