... ... saatleri ateşe verdim ve dahi takvimleri/ kurusun diye zamanlarımın ıslak gözleri. Bir dolmuş hikayesi - boynuna o yeşil fuları sarma çocuk , gece trenlerine binme kaybolursun... sokaklarda mızıka çalma çocuk vurulursun... - Blogcu



boynuna o yeşil fuları sarma çocuk , gece trenlerine binme kaybolursun... sokaklarda mızıka çalma çocuk vurulursun...

7/6/2008 - Bir dolmuş hikayesi

Pazartesi günlerini kendimi bildim bileli hiç sevemedim. Ne okulda, ne askerde, ne işte… Bende sendrom oluşmuş ; Stresleniyorum, gün hiç bitmiyor.

Yine bir pazartesi. Park yeri dolu olacak, park yeri arayacağım. Araziye gidip geç döneceğim kapı kapanmış olacak…Arabayı almıyorum, işe dolmuşla gideceğim.

***

Tombul, al yanaklı bir adam. Altmışlı yaşlarında. Yaz, kış ceketi ve altında illaki süveteri vardır. Bir alt sokağımızda oturur. Parasını iç cebinde sarılı bir naylon torbadan çıkarır her zaman.

Saat yediden sonraya kaldık mı  denk geliriz.

O sabahta bindi dolmuşa. Naylonun katlarını açtı, yeşil bir yirmi liralık çıkarıp sanki arkadan yollamışlar havası yaratarak şoföre uzattı “ Alasın buradan bir üğrencı”  Şoför paraya baktı, adama baktı başını salladı. Paranın üzerini uzattı. Adam   avucunun içine yaydığı parayı tombul parmakları ile ayrıştırarak saydı. Yüzü kızardı “Ben demişım sana alasın bir üğrencı, sen almışsın tam”

Şoför yine başını salladı, duymazdan geldi. Adam ısrar etti. “Niçın alırsın tam?”

Şoför yine duymazdan geldi.. “Duymazsın sen benı? Yoksam duyarda sallamazsın bilmem nerena? Demişım alasın üğ-ren-cı”

Sinirlendiği her halinden belli şoförün. “Niçın alacakmıjım sendan üğrencı… Niçın ha... niçın ... niçın…. Sen üğrencisın? Çıkarasın bakayım üğrencı kimliğina”

Bizimkisi gayet pişkin “Biner bura üğrencılar, nah bendan kocaman, bir üğrencı der geçerlar, sorarsın unlara da kimliğinı?”

Şoför döndü “ Atsak senı cekiya gelirsın yüz ukka, birda dersın utanmadan " Üğ-ren-cı..."  Ayıp değıl yaptığın? Hem sen üğrencisın, utanmazsın yalan demeğe? “ Sustu, bir süre gittikten sonra tekrar adama döndü “Almam lazım gelır esasında sendan tam dürt üğrencı parası”

Sinirlendi, yüzündeki kızartı boynunu aşıp düğmeleri ilikli mintanının alt taraflarına doğru indi. Ağzını dolduruyor ama lafı doğrultamadığından yutkunuyordu. Sonunda doğrulttu lafları. “Binen üğrencılar bendan daha ukkalı, niçın almazsın unlardan da tam yulcu parası, niçın alırsın üğrencı?”   Ve devam etti “ Hem senın babanın parasını yemişım ulmujum yüz ukka? Gözün iki dirhem etimdedır? Yiyesın sende malını ulasın benım gibı.”

“Heee” Dedi şoför. “Her sabah yersın yirmı bej kurujumu, yirmı bej kurujda dönüşta yersın ettı ellı kuruj. Ben iyı tanırım senı, Alaybeyda evın var, Karaköyda evın var, Bozköyda evın var, Lalelida evın var, dükkanın var icarda, ayıp değil tenezzül edersın yirmı bej kuruja? Domuzun bilem var senin.  Kız, kızan sarmıj bacaklarını?  Kayıncoların yiyecek paranı bilesın” Anlaşılan şoför çok dolu, bayağı biriktirmiş. "Utanırım sizın gibilar yüzündan diyeyım benda gücmenim... Reziller!! Kurban ulasınız diğer gücmenlere"

“Var… Her - şe - yım - var!!! Sen kazanmışsın? Senın malına konmuşum? Çalıjmıjım eşşek gibı; Tarlalarda çalıjmıjım, fabrikalarda çalıjmıjım, gecelerı inşaatlarda yapmışım bekcilık, kazanmıjım servet” Konuştukça boynunun damarları şişiyordu, ter akıyordu bir yandan.

Cebinden mavi kaplı sağlık karnesini çıkardı, yokladı yerine koydu tekrar. Ben kavganın keyifli anını bırakıp iş yerimde inmedim, sonuna kadar gideceğim. Hastanenin önünden geçiyoruz.”Durasın burada, ben binmem bir da senın dolmuja” Ayaklandı…

Şoför sağ tarafa yanaşıp durdu. “İn, bir daha binmeyesın benım dolmuja, isdamam senın gibi pinti müjteri. Sıkarsın bir yercağızını, kurkarsın bir susam tanesi düşer diye” Düğmeye dokunup kapıyı açtı. Bizimkisi ayakta “Binmam be binmam bir daa!! Veresın yüz yirmı bej  kurujumu”

“Vermem sana yüz yirmı bej kuruj, sen zaten ineceksın hastanede, dikizdan görmüjüm sağlık karnenı”

Kuruyan dudaklarını diliyle ıslattı “Hem bilirsın hastanede ineceğimı utanmazsın nah iki adımlık yola alırsın tam yulcu parası, üğrencı biner tee gider şehrın öbür bajına… U zaman bende giderim teee son durağa, vermişım nasılsa paramı.”

Kapıyı kapattı, gaza bastı “İstersan gidesın cehenneme”

Oturduğu koltuğa kadar gidemedi, yanıma ilişiverdi. “Edecam senı şikayet, göresın kaç bucakmıj dünya…Sen bilmezsın benı, ben ciğerci hüseynın sağdıcıyım” Şoför uymadı bu kez.

“Dayı var ya sen haklısın” dedim. Yüzüme baktı, ona hak veren biri vardı. Devam etim kulağına fısıldayarak “Aynı duraktan bir öğrenci biniyor, senden daha kilolu, ondan neden bir lira alıyorlar? Sana gıcığı var şoförün. Şikayetçi ol, ben sana şahidim. Bende öğrenci parası veririm çoğu zaman.”

Duraktan iki kız bindi dolmuşa, ikisi de birer öğrenci ücreti verdiler.

“Bak dayı bu kızlar en az  yirmi iki –  yirmi üç yaşlarında, bunların neresi öğrenci?” Döndü kızlara baktı. “Kızcağızım kaç yaşındasın?” diye sordu biraz daha olgun görülen kıza. Bir yandan da kızı süzüyor tepeden tırnağa, sanki alıcı gözüyle…Kızın gözleri büyüdü, ben dudaklarımı ısırıyorum. Yüksek sesle “Dayı ayıp ya, ne yapacaksın yaşını kızın, sorulur mu hiç, birde bakarsın kıza yiyecek gibi!!” Döndü yüzüme baktı. Devam ettim “Sapık mısın, nesin ya? Kalk buradan!” Dayı şaşkın. Bir bana bakar, bir kıza. Kız pirelenir durmadan; Korkmuş.  Dayı kalkıp eski yerine oturdu. Kız telefonla birilerini aradı “Abi dolmuşta bir sapık var, bana bakıyor durmadan, taciz edecek.” Karşı taraf  ne dedi bilmem ama, kız  “Malta’ya doğru gidiyoruz” Bir süre sonra “Tamam” Deyip telefonu kapadı. Şenlik çıkacak, ama sebep olan benim. Olay büyümeden, dayı dayak yemeden yatıştırmam gerek.

Malta çıkışında arabaya bir genç bindi, kızın işaretiyle dayıyı ense kökünden yakalayıp vurmaya başladı. Bu kadar çabuk beklemiyordum doğrusu. Araya giresiye kadar dayı enseye birkaç tokat yedi. Genci tutup arka tarafa aldık, durumu anlattım.

Zavallı dayı neye uğradığını şaşırmış halde. “Dayı sen in arabadan, bu şoför seni hırpalatacak, yaşlı başlı adamsın” Dayı iniyor. Saat yedi buçuk olacak neredeyse, mesaimin başlama saati. Bende iniyorum “ Seni yalnız bırakmayayım dayı. Şoför milleti ne olur, ne olmaz.” Geri dönüş dolmuşuna biniyoruz. “Deydi mi be dayı? Yirmi beş kuruş için başına gelenlere bak.” Dayı put gibi, şokta. Deşiyorum, konuşturuyorum. Zengin ve çok pinti olduğunu mahalleden biliyorum. Apartmanın bahçesindeki erikleri  evin önünde tezgah kurarak satıp, otomatiğin elektrik parasını çıkarmayı hesaplayacak kadar paragöz. Aslında oh oldu dayıya. Çocuk birkaç tane daha mı vursaydı ense köküne?

Dayı her gün binişte bir lira verip geçermiş. O gün bozuğu yokmuş belki arada kaynatırım diye öğrenci ayağına yatmış. Üstelik yirmi beş kuruş tamahı ona fazladan bir yüz yirmi beş kuruş daha ödetti, ilave olarak ense köküne okkalı birkaç tokat ve en önemlisi deşifre oldu; artık “Buradan alasın bir üğrencı” ayakları yenmeyecek.

***

A be agam… Alasın bir lacivert ceket, içına bir mavi gömlek, kravat. Giyesın bacağına gri bir pantolon . Kestirasın saclarını  alabros, olasın tam bir üğrencı, kurulasın koltuğuna dolmujun….

***

Sigaramı yakıyor, çayımı yudumluyorum… “Bu gün üyla keyifliyım be kızanlar üyla keyifliyım üyla keyiflı surmayın...” Yüzümde bir tebessüm. Sigaramın dumanını üflüyorum tavana doğru. Haftaya ne güzel bir başlangıçtı…

Sonraki günlerde onu bir daha görmedim ama her pazartesi sabahında aklıma gelir, gülümserim.

Sağ olsun, uzun zamandır haftaya iyi başlangıçlar yapmamı sağlar…

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2008-07-02 13:12:29 - ...

Yazan: oykum57
Çok keyifliydi kardeşim, ellerine sağlık. Hoşça geçirttin dakikaları :))
***
evet, bende çok gülüyorum bu tür muhabbetlere, hele dayıyı görünce kopuyorum artık.
bunlarda mübadelenin bir başka acı tarafı, durduk yerde yabancı olmak çok derin ve onulmaz bir yara...


Düzenleyen asivemavi36 gün: 3/7/2008 saat: 21:29
Bağlantı

2008-06-15 14:52:43 - selam

Yazan: hazanmevsimi
babalar günün kutlu olsun tertip
senin gibi bi babaya sahip oldukları
için ne kadar şanslı olduklarını
biliyolar değilmi?
herkese selamlar
Bağlantı

2008-06-13 23:28:48 - sendrom!!!

Yazan: hasretsenfonileri
Valla hem güldüm hem mahcup oldum biraz... Zira daha geçen ay Ankara'ya gidiş/dönüş "öğrenci" bileti almıştım!.. Ama yine de ben biraz masumum çünki bilet satana "indirimli tarifeli saatler ne zaman?" diye sorduğumda, "o tarife kalktı ama ben size öğrenci bileti vereyim" demişti!.. Otobüste şaşı host uzun uzun bilete ve suratıma baktığında "öğretmen" demiştim.. demeyi bile geçirmiştim aklımdan!!
Pazartesi günlerini hiç bir çalışan sevmez sevgili asivemavi.. Bazılarında da "ay" sendromu vardır! Mesela "aralık" ayı sendromunu hâlâ atlatamadım.. Çünki bu yaşıma kadar o ay elimde para kaldığını hiç hatırlamıyorum.. Aslında hiç bir ay yettiğini hatırlamam ama nedense "Aralık", sendromu farklı kılıyor..
Güzel ve akıcı yazını biraz geç okudum.. Pazar'a bir şey kalmadı.. zamanıdır diye "günün kutlu olsun" diyorum..
Bağlantı

2008-06-09 23:59:05 - ....:)

Yazan: MelekZeyno
:)


Düzenleyen asivemavi36 gün: 12/6/2008 saat: 07:53
Bağlantı

2008-06-09 22:04:06 - merhaba ...

Yazan: sedencik
diyaloglar süper :)
ama yazık adamcağıza :)
mirasyedi değilse sıfırdan zengin olan çok insanın hayatında etkilidir bu 25 kuruşlar...
eh hepsi ''öğrenci''demiyor elbette ama o 25 kuruşun değerini biliyor...
ne diyim...biz bilemedik ama en azından bilenleri takdir ettik:)
ellerinize yüreğinize sağlık...
sağlıcakla...

sn:ben bu yorumu yazmaya sabah başladım ve son derece acil bir telefonla bilg.ı kapatıp gönderemeden çıktım...şimdi deja-vu yaşıyor gibiyim :)


Bağlantı

2008-06-08 17:28:21 - Çok keyifli bir hikaye

Yazan: halisabi
Yüzümde kocaman bir tebessüm, içime sindire sindire okudum. Ellerine sağlık.
İnşallah kitabının bir yerlerinde tekrar rastgelir, aynı keyifle bir kez daha okurum.


Bağlantı

2008-06-07 13:06:29 - ..

Yazan: enciyadaenci
gara böcüün dio ki: kendi savaşımda mağlup da galip te benim..
sevgiler abim..
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Sadece sen... Zati en !!!

Kategoriler

...
...