... ... saatleri ateşe verdim ve dahi takvimleri/ kurusun diye zamanlarımın ıslak gözleri. Paris'te türk düğünü - boynuna o yeşil fuları sarma çocuk , gece trenlerine binme kaybolursun... sokaklarda mızıka çalma çocuk vurulursun... - Blogcu



boynuna o yeşil fuları sarma çocuk , gece trenlerine binme kaybolursun... sokaklarda mızıka çalma çocuk vurulursun...

10/1/2008 - Paris'te türk düğünü

Paris’te Türk Düğünü

 

 

Henüz vakit varken, gülüm
Paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri
Volter rıhtımında dayayıp seni duvara
öpmeliyim ağzından.....

 

Pazar sabahı, biraz yatak keyfi yaptım, tembellik ettim. Eğer duruyor olsaydı röpteşambırımı giyerdim, kahvaltımı yatağa isterdim . Dadım illaki mırın kırın ederdi ama ben yinede biraz şiddet uygulayarak zorla şımarttırırdım kendimi. Sonra bir puro yakardım, diğer elimde bir bardak portakal suyu evin içinde dolanır dururdum Ayhan IŞIK gibi. Böyle bir şey esip geçti aklımdan. Ama gri, parlak röpteşambırım iğrençti. Dar, düdük bir şeydi, hanım çeyizinde getirmişti ve enişteye kakalamıştım hayrıma.

Yok, eşofmanlarım güzeldi benim. Aslında o eski uzununa çizgili, büyük düğmeli, cepli pijamalardan da olurdu ya. / Hep merak etmişim gece uyurken insan cebine ne koyar diye, takma dişler için mi acaba? Yoksa çalar saatler mi konurdu?Değilse o kocaman cepler niye yapılırdı? O pijamalardaki ceplerin hikmetinden sual sorarım hep. Ama ne yalan söyleyeyim o pijamalar pikniklerde güzel oluyor. Tam bir ayı kostümü, ormanlara uyum sağlanıyor. /

Tembelliğimi sürdürmeye kararlıydım. Elimi yüzümü yıkayıp salona geçtim. “Dadı, kahvaltım hazır mı? Salonda kahvaltı yapacam bu sabah.” Evin dadısı biraz şiddet içeren gözlerle bakıyor bana ama yinede kıramıyor hatırımı.

Kahvaltı hazır, Kumandayı alıyorum elime kanalları zaplıyorum. Magazin programlarını hep iğrenç bulmuşum başka kanallara geçiyorum. Sabah sabah türkü kanalları izlenmiyor, daha başka kanallar...

***

Bir kanal buluyorum. Avrupa’daki türk düğünlerini yayınlayan bir kanal. Güzel, keyifli.

Kızın babası konuşuyor, “Bana dünür olmak şeref duyulacak bir şeydir, herkese nasip olmaz” Gibi mütevazı laflar ediyor. Oğlanın babası biraz mahcup gülümsüyor, içinden “Sen görürsün dünür” dediği muhakkaktır.

Kız annesi gayet modern giyimli, ağlamakla meşgul. Oğlan annesi geniş kalçalı, iri memeli tipik Anadolu kadını. Otuz iki diş tekmili birden gülüyor, bir elindeki  başörtüsünü sallayıp durduğu yerde oynuyor ve arada bir lütfedip birkaç kelime konuşuyor, anlaşılmıyor.

Kız duvak takılarak dışarı çıkartılıyor. Arabaya bindirilip, düğün salonuna gidilecek gibi düşünüyorum. Ama.....

Dışarıda 15 – 20 kişilik bir güruh, bir davulcu, bir zurnacı. Arabalar sokağı kapatmış. Bir kırmızı araba gelin arabası olarak hazırlanmış.

Gelinin kapıda görülmesi ile her düğünün meşhur parçası olan “Fadile le Fadile” çalınıyor zurna ile, davul patlatılacak gibi dövülüyor. Zurnacı başını havaya dikmiş, gözlerini yummuş. Davulcu oynuyor mu, çırpınıyor mu bilinmez. Deli gibi döne döne ilerliyor, geniş bir yer arıyorlar, güruh arkalarında. Burada bile görmediğimiz bir gösteri, buraya bile yabancı bir davranış.

Geniş bir yer bulunuyor nihayetinde. Etrafta uykulu, şaşkın gözlerle Paris sakinleri korkudan kümeleşmişler gibi duruyorlar, fırsat bulup hep birlikte kaçacaklarmış gibi. Bir kadın ve bir çocuk, gözleri kocaman, elleri ağızlarında, oldukça şaşkınlar. Davulcu kameranın verdiği heyecan ve şevkle çala çala, döne döne  Parislilere doğru gidiyor, Parisliler daha bir korkuyor, saflarını sıklaştırıyorlar.

Arkada siyah takım elbiseli, beyaz gömlekli Polat Alemdar güruhu 7-8 kişi ellerini bir birinin omzuna atarak daire oluşturup yere çöküyorlar, bir sür sonra “ALLAH” nidasıyla ayağa fırlıyorlar. Zurna, meşhur “TÜRKİYEM” parçasını çalıyor, davulcu delirmiş, güruh halaya durup Parislilere doğru ilerliyor ”IRMAĞININ AKIŞINA ÖLÜRÜM TÜRKİYEMMMM” . Dumura uğramış Parisliler kıyıdan kıyıdan tek sıra halinde kaçışıyorlar. 8 kişi Paris’i Parislilere dar ediyoruz bravo bize.

Zurna, aynalı kemerini çalıyor Barış Manço’nun./Kemiklerin sızlamışmıdır  Barış Manço? /

Kamera dünürlere dönüyor. “Bu güzel geleneklerimizi,kültürümüzü burada da yaşatıyoruz ve sizler bizi yayınladığınız için sizlere teşekkür ediyoruz” Diyor iki dünür...

Damat arkadaşlarının arasında arabaya doğru yürüyor, gelin ağlıyor, annesi ağlıyor, zurnacı “ OY NAYIM NAYIM” parçası ile eşlik ediyor yürüyüşe, davulcu başı kesik tavuk gibi çırpınıyor bu soft parçada. Oğlan babası havaya bir tutam para saçıyor....

“Paris Paris olalı böyle zulüm görmedi” Diyorum. Evin dadısı yüzüme bakıyor anlamsızca. Tarkan’ın en sevmediğim şarkısının sözleri dökülüyor dudaklarımdan “ Kıl oldum abi!”

Sabah sabah keyif yapacaktım işte bana keyif.

Düşünüyorum acaba Prag’da da Türkler varmıdır? Orada da böyle mi yaparlar düğünü?

Bu düğün hiçte otantik değil. Bu düğün tam bir rezalet ve ben bu rezaleti iki kente yakıştıramam. Biri Paris, diğeri Prag.

Paris düştü, Allah Prag’a acısın ve onu korusun.

Sonra nedense kentlerimizi köye çevirenlere bu kadar kızmamam gerektiğini anladım. Bir TV reklamında Cem Yılmaz’ın sözleri geldi aklıma “ EĞİTİM ŞART”

Kapattığım TV yi yeniden açıyorum. Düğün salona taşınmış, çökertme çalınıyor, insanlar eğilip kalkıyor...Kırılan kol yen içinde kalıyor avuntusu ile izlemeye ve kıl olmaya devam ediyorum.

“ Dadı bir sigara ver”, “Yasak sana sigara” Diyor . Kalkıp kül tablasını, çakmağı alıyorum. Paris yanıyor ulan!! Yemişim yasağını....

 

                                                                                                asivemavi36

......

sonra dönüp yüzümüzü Notrdam'a
çiçeğini seyretmeliyiz onun,
birden bana sarılmalısın, gülüm,
korkudan, hayretten, sevinçten
ve de sessiz sessiz ağlamalısın,
yıldızlar da çiselemeli,
incecikten bir yağmurla karışarak.
Henüz vakit varken, gülüm,
Paris yanıp yıkılmadan ... N.HİKMET

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2008-08-13 00:12:01 - asi ve mavi' ye

Yazan: iplikci68
Kültürüne ve cesaretine sağlık.. dostca selamlar
Bağlantı

2008-02-11 15:36:15 - ...

Yazan: oykum57
Önce kocaman bir kahkaha attırdın bana, "Hep merak etmişim gece uyurken insan cebine ne koyar diye, takma dişler için mi acaba?" deyişinle...

Sonra içimi dar ettirdin.
Nerde Nazım'ın güzelim satırları, nerde yaşadıklarımız, değil mi kardeşim AsiveMavi?
Bağlantı

2008-02-01 18:17:57 - merhaba...

Yazan: sedencik
uzun sayılabilecek bir ara verdiniz,umarım sağlıkla ilgili bir sorun yoktur...
merak ettim...
sağlıcakla...
Bağlantı

2008-01-28 19:43:05 - bunu silebilirsiniz..

Yazan: hasretsenfonileri
bu tür yazılarla yorum sayfanızı işgal etmek pek okur ahlakına uygun olmasa da başka çare bulamadım. Size kolay gelsin demek için.. ve kızdığınızı düşündüğüm şeye güldüğünüzü öğrenip rahatladığım için!!
Zor ve farklı bir uğraş içindesiniz anladığım kadarı ile. Beyninizi yıkayıp ruhunuza kök hücre nakledebiliyorsa işiniz, sorun yok sevgili asivemavi!
Ama bizleri güzel yazılarınızdan lütfen mahrum etmeyin.
Bağlantı

2008-01-26 20:33:45 - iyi akşamlar

Yazan: laberri
Asiciğiiiim nasılsın arkadaşım...şubat 2 de düğünümüz var buyurun gelin canım ...
Bağlantı

2008-01-22 22:14:36 - selam

Yazan: maviumuttur
ziyarete geldim herzamanki gibi süper yazılar yüreğine sağlık.sevgi ile kal...
Bağlantı

2008-01-19 14:37:02 - :)))

Yazan: amazonik1
bana yazının y<rısında gülme krizi geldi..
bunu yazayım devam edeyim:))
hey Allam:))
Bağlantı

2008-01-18 10:54:37 - Henüz..!

Yazan: MelekZeyno

Karanlığın rengi düşmeden üzerine,
Henüz vakit varken
Soğuk bir yağmur damlasında
Usulca keşişmeli dudaklar
Ebediyen silinmeyecek bir iz
Yerleşmeli ilk öpülen noktaya ..

**

Biryerlerden aklımda kalanlardı..


Dur, şu Paris yanıp yıkılmadan önce sana sevgiler bırakayım ..:)

Mutlu kal AsiMavi
Hep...
Bağlantı

2008-01-17 00:02:55 - Komikti yaa:))

Yazan: katre2
Ben de izliyorum arada avrupa düğünlerini:))Ama bu kadar komiği hiç denk gelmemişti. Belki de izlemeye fazla dayanamıyorum sizin kadar:))

Ha bir de bence pijamadaki cepler eller üşüyünce sokulabilsin diye o kadar büyük yapılıyordu:))Bir de dadıdan puroyu saklayabilmek içün de olabir:)))
Bağlantı

2008-01-14 03:17:34 - merhaba :)

Yazan: sedencik
bir süre önce bende bu kabusun farklı bir türünü yaşadım...
bodrum gümüşlükteydim...
bir grup parisli turist vardı...
aynı rest.da yemek yemek gibi bir talihsizliğe uğradım...
balık ,kalamar,ahtapot un yanına gazozlu şarapla başladılar içmeye...
evet evet şarabı kadehe yarısına kadar koyup,üstünü gazozla tamamladılar...
sonra bu kesmemiş olacakki...
rakının içine vişnesuyu koyup içmeye devam ettiler...
benim bakarak midem altüst oldu bıraktım balığımı...

e durmadı şişede durduğu gibi bu ucube karışımlar...
kolkola girdi fransızlar avuç içi kadar gümüşlükte o güneşin altında ...
çığlık çığlık marşlar söyleyerek ortalarındaki arkadaşlarının üstüne başına kustuğunu farketmeyerek,hoplaya zıplaya dolaştılar...

karşılıklı korkutmuşuz demek birbirimizi :)
bir pariste bir bodrumda olmak üzere...

dadı meselesinede pek kaptırmayın bence :)dengeler değişebilir...
tepsiyle kahvaltı bir gün gelip sizden soruluyor olabilir :)
sağlıcakla...



Bağlantı

2008-01-12 21:27:01 - selam

Yazan: mutfaksolisti
enteresandı. ve de gerçekçi. bir insan neden düğününü cümle aleme göstermek ister onu da anlamış değilim. her şeyin çivisini çıkarmakta mahiriz vesselam.
Bağlantı

2008-01-12 12:55:26 - merhaba

Yazan: eylemce
altın kafesteki bülbül onlar..
sağlıcakla kal
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Sadece sen... Zati en !!!

Kategoriler

...
...